Hürmüz Boğazı’nda Mahsur Kalan Denizcilerin Zorlu Hayatı

Hürmüz Boğazı'nda Mahsur Kalan Denizcilerin Zorlu Hayatı

Hürmüz Boğazı çevresindeki sular, dışarıdan bakıldığında sakin görünse de, gerçekte durum oldukça endişe verici. ABD ve İsrail’in Orta Doğu’da başlattığı çatışmalar, yüzlerce denizcinin bu huzurlu sularda mahsur kalmasına neden oldu. Kaptan Khan ve mürettebatı, bu stratejik su yolunda sıkışıp kalırken, dünya genelindeki petrol ve gaz taşımacılığı da durma noktasına geldi.

Basra Körfezi’nde mahsur kalan Kaptan Khan, mürettebatıyla birlikte gemide yaşanan gerilimlerin arttığını dile getirdi. Gemideki denizciler, normal çalışma düzenlerini sürdürebilmek için çaba sarf etse de, sık sık verilen izinlere rağmen kimse dışarı çıkmak istemiyor. Eski neşeli sohbetlerin yerini, endişe dolu bir sessizlik almış durumda. Denizciler, en küçük bir sesle uyanarak tedirgin oluyorlar. Kaptan Khan, mürettebatın ciddi bir psikolojik bunalım yaşadığını belirtiyor. Uykusuz gözleriyle kameraların önüne geçen Khan, “Stres her an zihnimizde. Fiziksel ve psikolojik olarak tamamen tükenmiş durumdayız,” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün verilerine göre, Basra Körfezi’nde 1670 gemi mahsur kalmış durumda. Savaşın patlak vermesiyle birlikte, İran tarafından kapatılan Hürmüz Boğazı, ardından ABD’nin müdahaleleriyle daha da riskli hale geldi. Kaptan Şafikül İslam, 37 bin ton gübre taşıyan gemisiyle iki kez çıkış yapmayı denedi, ancak her seferinde engellendi. İslam, “Savaş bitene kadar buradan çıkış yok. Bunu artık kabullendik,” dedi.

Gemi mürettebatı, güvenlik nedeniyle farklı limanlara veya açık denizlere demirlemiş olsalar da, ikmal sıkıntısı yaşamaktalar. Dubai ve Kuveyt gibi bölgelerde tedarik hizmetleri gelişmiş olsa da, teslimatlar artık belirsiz hale gelmiş durumda. Hava sıcaklıkları 30 derecenin üzerine çıkarken, su ihtiyacı da artıyor. Çarkçıbaşı Raşidül Hasan, su fiyatlarındaki aşırı artışı vurguladı; “İki gün önce gemi için yaklaşık 180 ton su aldık. Eskiden maliyeti 1500 ile 2000 dolar arasındayken, şimdi tam 11 bin dolara mal oldu,” dedi.

Denizcilerin korkuları yersiz değil. Uluslararası Denizcilik Örgütü, onaylanmış 39 olayda en az 11 denizcinin öldüğünü ve birinin kaybolduğunu bildirdi. Kaptan İslam, savaşın ikinci gününde gemisinin Dubai’deki Jebel Ali limanına yalnızca 200 metre mesafede olduğunu ve burada İran’ın saldırısına uğradıklarını aktardı. Mühendis Hasan, o anları “Saldırıların gece boyunca sürdüğü zamanlarda hiçbirimiz uyuyamadık. Dehşete ve yıkıma tanıklık ettik,” sözleriyle özetledi.

Ateşkes sonrası bile insansız hava araçları ve denizaltılar bölgede dolaşmaya devam ediyor. Nakliye şirketleri, büyük maddi kayıplarla karşılaşırken, personel maliyetlerini düşürmeye çalışıyor. Birçok denizcinin sözleşmeleri sona erdi ve mürettebat değişiminde gecikmeler yaşanıyor. Bu durum, denizcilik mesleğinin geleceğini tehdit etmekte. Aşçı Sacit Mesut, bir ay içinde sözleşmesinin biteceğini ancak evine dönüp dönemeyeceğini bilmiyor. Mesut, “Yakında evde olacağımı düşünmüştüm ama hâlâ buraya sıkışıp kaldık. Ailem her gün ne zaman döneceğimi soruyor ama onlara verecek bir cevabım yok,” diyerek yaşadığı çaresizliği dile getirdi.

Author: Tolga Doğan