Avrupa Merkez Bankası (ECB), Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki yansımalarının yanı sıra bölgedeki tahvil faizlerindeki artışın ekonomik büyüme açısından oluşturduğu risklerin gölgesinde para politikası kararı almaya hazırlanıyor.
Avrupa’da enerji maliyetleri yükselmeye devam ederken, büyüme beklentileri hakkında belirsizlikler ortaya çıkmaya başladı. Büyümenin ivme kaybetme olasılığı, ECB’nin enflasyonla mücadele etme ile ekonomik aktiviteyi teşvik etme hedefleri arasında bir denge kurmasını zorlaştırıyor.
Eylül ayındaki toplantısında üç ana politika faizini 25 baz puan artıran bankanın, bu toplantısında ise ihtiyatlı bir yaklaşım sergileyerek faiz oranlarını sabit tutması bekleniyor. Piyasa beklentileri ise aralık ayında ECB’nin faiz artışına gidebileceği yönünde şekilleniyor.
Ayrıca, Avrupa tahvil piyasalarında borçlanma maliyetlerinin artışı ve Fransa’daki siyasi ve mali belirsizlikler, ek faiz artışlarının ekonomik büyüme üzerindeki muhtemel etkilerini gündeme getiriyor.
Öte yandan Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon, bu yılın eylül ayında enerji fiyatlarındaki artışla birlikte yüzde 3,8 seviyesine ulaştı. Bunun yanı sıra Euro Bölgesi ekonomisi, bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,6 oranında büyüme gösterdi. Bölgenin üçüncü çeyrek büyüme verisi ise cuma günü açıklanacak.
“Enflasyon hala çok yüksek seviyelerde”
ING Group Başekonomisti Peter Vanden Houte, konuyla ilgili yaptığı yorumda, “Enflasyon hala oldukça yüksek seviyelerde ve önümüzdeki aylarda biraz daha hızlanabilir,” ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda ECB Başkanı Christine Lagarde’ın “Büyüme dayanıklılığını sürdürse de son toplantımızdan bu yana uzun vadeli faiz oranları belirgin bir şekilde arttı. Bu durum, büyümeyi yavaşlatacak ve eylül ayındaki tahminimizde öngörülenden daha fazla ölçüde faizlerin enflasyona yansımasını azaltacaktır,” dediğini aktaran Houte, Fransa’da son dönemde yaşanan sıkıntıların Fransa, Belçika ve İtalya gibi ciddi mali sorunlarla karşılaşan ülkeler arasındaki tahvil faiz farklarının açılmasına yol açtığını belirtti.
Houte, ECB’nin bu ay faiz artırımına gitmeyeceğini ve kurumun ekonomik gelişmeleri daha iyi analiz edebilmek için aralık ayına kadar bekleyeceğini öngördüğünü ifade etti.
Ayrıca aralık ayında bankanın yeni ekonomik tahminlerini de açıklayacağını belirten Houte şu değerlendirmeleri yaptı:
“ECB’nin bir kez daha faiz artırma olasılığı göz ardı edilmemekle birlikte bu adımın bu ay atılması beklenmiyor. Tahvil piyasalarındaki dalgalanmaların sürmesi halinde ECB, niceliksel sıkılaştırma sürecine geçici olarak ara vermeyi ve portföyündeki vadesi dolmuş tahvillerden elde edilen tutarları esnek bir şekilde yeniden yatırıma yönlendirmeyi düşünebilir. Bu tür bir hareket, tahvil piyasalarına olumlu bir mesaj iletebilir.”
“ECB’nin faiz artırımlarını hızlandırmak için bir nedeni yok”
Rabobank Kıdemli Makrostratejisti Bas van Geffen ise ECB’nin faiz artırımlarını hızlandırma konusunda herhangi bir gerekçe görmediğini dile getirdi.
Enflasyon hâlâ ECB’nin öncelikli endişesi olsa da mevcut şartların acil bir faiz artırımını zorunlu kılmadığını savunan Geffen; “Fransa’nın tahvil piyasalarındaki dalgalanmaların etkisiyle finansal koşullar biraz sıkılaştı. Bu durum, ECB’nin basın toplantısında daha şahin olmayan bir ton benimsemesine neden olabilir,” şeklinde konuştu.
Ülkeler arasındaki tahvil faizi farklılıklarının müdahale gerektirecek düzeyde olmadığını vurgulayan Geffen; Lagarde’ın tahvil piyasasındaki olası risklerin yayılma ihtimalini sınırlamak için ECB’nin kullanabileceği araçları hatırlatabileceğini belirtti.
Geffen ayrıca; “ECB zorunlu karşılık oranının artırılması konusunu gündemine alabilir ancak son dönemde piyasalarda yaşanan dalgalanmalar nedeniyle ECB Yönetim Konseyi böyle bir değişiklik yapmaktan kaçınabilir,” ifadelerini kullandı.
“Faizler uzun süre sabit kalmayacak”
Berenberg Başekonomisti Holger Schmieding ise enerji fiyatlarındaki keskin artışların ve Fransa kaynaklı yükselen risklerin ECB üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Aynı anda iki farklı şokla yüzleşen ECB’nin faizleri sabit tutmasının beklendiğini ifade eden Schmieding; ancak bunun uzun süre devam etmeyeceği öngörüsünde bulundu.
Schmieding şu değerlendirmeleri yaptı:
“ECB, yükselen enerji fiyatlarına karşılık haziran ve eylül aylarında politika faizini iki kez 25 baz puan artırarak müdahalede bulundu. Eylül ayında manşet enflasyonun yıllık olarak yüzde 3,8’e çıkarak son üç yılın zirvesine ulaşması bankanın kısa sürede yeniden faiz artırabileceğine işaret ediyor. Bu bağlamda ECB’nin 29 Ekim’deki toplantısında faizi sabit bıraktıktan sonra büyüme ve enflasyona ilişkin yeni uzman projeksiyonlarını açıklayacağı 17 Aralık tarihli toplantıda tekrar faiz artırması en olası senaryo olarak değerlendirilmektedir. Fransa kaynaklı finansal riskler ön plana çıksa da ECB’nin bilanço küçültme hızında herhangi bir değişiklik yapmasını beklemiyoruz.”