Ukrayna’da savaş ‘geliyorum’ dedi

‘Soğuk Savaş’ın mimarı’ Amerikalı tarihçi Kennan, NATO’nun genişlemesinin “yeni bir Soğuk Savaş’ın başlangıcından” başka bir anlama gelmeyeceğini ve bunun “trajik bir hata” olacağını söyledi. Neden kimse onları dinlemedi?

DÜNYA 28.03.2022 10:06

Ukrayna’da savaş ‘geliyorum’ dedi

Abone Ol google-news

Alexey GRYAZEV

Ukrayna’daki savaş öngörülemez değildi. Uzmanlar son 30 yıldır artan risk konusunda uyarıyorlardı. Moskova, ABD liderliğindeki blokun doğuya daha fazla genişlemeyeceğine dair kapsamlı yazılı garantiler vermesini umarak NATO ile karşılıklı güvenlik konusunda anlaşma sağlamaya çalışıyordu. NATO’nun Ukrayna’ya kadar genişlemesine karşı olan bu kırmızıçizgilerin varlığı, Rusya’nın mevcut liderliğinin kafasında doğan öznel bir kavram değildi.Rus yetkililer de aşıldığı takdirde dünya için kaygı verici sonuçları olacağanı söylüyordu.

Kremlin’de tartışma konusu olmadan önce Batı’da tartışılıyordu. 1998’de, ‘Soğuk Savaş’ın mimarı’ olarak bilinen Amerikalı diplomat ve tarihçi George Kennan, NATO’nun genişlemesinin “yeni bir Soğuk Savaş’ın başlangıcından” başka bir anlama gelmeyeceğini ve bunun “trajik bir hata” olacağını söylemişti.

POLİTİKA HATASI

1997’de eski senatörler, askeri liderler ve diplomatlar dâhil olmak üzere önde gelen 50 dış politika uzmanı, dönemin Başkan’ı Bill Clinton’a NATO’nun genişlemesine karşı olduklarını belirten bir açık mektup gönderdi: “Tarihi boyutta bir politika hatası” diye yazdılar. 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesinden sonra, NATO’nun daha fazla genişlemesinin ne kadar ‘çılgınca’ olduğu hakkında görüşler giderek daha sık duyuldu.

Batılı hükümet yetkililerinin son 20-25 yılda aldığı kararlar, uzmanların tavsiyeleriyle açıkça çelişiyor. Valdai Uluslararası Tartışma Kulübü’nün program direktörü Timofei Bordachev, “Uluslararası ilişkilerde, politikacılar ne yazık ki uzmanları neredeyse hiç dinlemiyor. Bunun nedeni anlaşılabilir. Uzmanların görevi barışı sağlamak ve çatışmayı önlemektir. Ancak politikacılar seçmenler için, her zaman ne pahasına olursa olsun zafere ulaşmaya çalışırlar” diyor.
Bu hipotez en açık şekilde, 2019’da Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Alexey Arestovich’in danışmanı ile yapılan röportajda doğrulandı. Savaşın çıkacağı yılı ve sebeplerini tahmin etmekle kalmadı; aynı zamanda çatışmanın kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, bunun Ukrayna için gerekli olduğunu belirtti: “Yüzde 99,9 olasılıkla, NATO’ya katılmamızın bedeli Rusya ile büyük bir savaş. Optimal sonuç, Rusya’ya karşı kazanılan zaferin sonuçlarına bağlı olarak NATO’ya geçiştir.”

Bu sözler, Ukrayna hükümetinin savaşı önleme niyeti olmadığını gösteriyor. Aksine, ülke savaşa hazırlanıyordu. Zaferin NATO’ya katılmak gibi haklı bir hedefi olduğuna inanılıyordu.

Ancak bu Batılı, en azından Avrupalı politikacıların neden Avrupa’daki savaşı engellemeye çalışmadığını açıklamıyor. Bordachev’e göre, Batılı liderler ülkelerinin savaşa katılmasının hiçbir yolu olmadığı varsaydılar: “Nükleer caydırıcılığı gözönüne alındığında, yerelleştirilmesi ve önlenmesinin kolay olmasıyla, genel yıkıcı bir savaş riski diğer tüm risklerden ayrılıyor. Bunu, çatışmaya doğrudan müdahale etmek dışında Rusya’ya karşı tüm önlemleri alan ABD ve müttefiklerinin davranışlarından görebiliyoruz. Ancak Batılı politikacıların hedeflerine ulaşmaları için kaç Ukraynalının ölmesi gerektiği umurlarında değil.”

Dış ve Savunma Politikası Konseyi’nde (CFDP) araştırma müdür yardımcısı Dmitry Suslov, “ABD ve Avrupalı dış politika realistleri, NATO’yu genişletmenin tehlikeleri konusunda uyarıda bulunanlardı. Sorun, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra, realistlerin Batı’nın dış politikasında etkisinin önemli ölçüde azalmasıydı” diyor.

Suslov’a göre Soğuk Savaş sona erdiğinde, liberal bakış açısı Batılı uzman çevreler ve politikacılar arasında hızla popülerlik kazandı. SSCB’nin çöküşünden sonra, çoğu kişi, güç dengesinin ve önceki uluslararası ilişkiler kalıplarının aniden modasının geçtiği hissine kapıldı. 1990’larda Francis Fukuyama tarafından savunulan bir kavram olan ‘tarihin sonu’ bu dönemde büyük ilgi gördü. Fukuyama’nın bu fikrinin George W. Bush ve onun dış politikası üzerinde güçlü bir etkisi olduğu iyi bilinmekte. Fukuyama ‘Tarihin Sonu ve Son Adam’ adlı kitabında ideolojik yüzleşme, otoriterlik, devrimler ve savaş çağının nihayet sona erdiğini, çünkü tüm devletlerin sonunda ABD’den modellenmiş liberal demokrasiyi benimseyeceğini söyledi. Fukuyama şimdi Ukrayna’daki çatışmanın sonucu hakkında tahminlerde bulunuyor. Rusya’nın Ukrayna’daki askeri yenilgisinin yakın olduğuna ve bu nedenle Çin’in Tayvan’ı işgale cesaret edemeyeceğine inanıyor. Fukuyama’ya göre bu, dünyayı ‘tarihin sonuna’ giden yola geri getirecek olan 1989 ruhunu canlandıracak.

AVCI ZAYIFLIK HİSSEDER

Rusya, Batılı politikacılara realist uzmanların değerlendirmelerinden şüphe duymaları için nedenler verdi. Suslov “90’larda, hatta 2000’lerin başında Rusya zayıf görünüyordu. NATO’nun genişlemesine yeterince kararlı ve net bir şekilde karşı çıkmadı; üstelik genişlemeyi bir ölçüde daha da kolaylaştırdı” diyor.
Suslov’a göre, 1997’de imzalanan Kuruluş Yasası’nın varlığı Batı’yı, Moskova’nın NATO’nun genişlemesine göz yummaya hazır olduğuna ikna etti.
Bu belge, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının başlamasına kadar geçen 25 yılda Rusya-NATO ilişkilerini belirledi. Tarafların, Avrupa uluslarının “kendi güvenliklerini sağlayacak araçları seçme” hakkına sahip olduklarına olan bağlılıklarını teyit etti.

Yıllarca bu formül NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından Rusya’nın Gürcistan veya Ukrayna’nın ittifaka katılmasında neden söz sahibi olmadığını açıklamak için kullanıldı.

Kuruluş Yasası ittifaka yeni üyeler kabul etmek için yasal zemin sağladı. Ancak Batılı politikacılara Rusya’nın genişlemeye izin vermeye hazır olduğuna dair asıl güvence veren şey, eski Sovyet cumhuriyetleri Letonya, Litvanya ve Estonya’nın katılımıydı.

Tuhaf bir şekilde, 1997’de bu tartışma daha yeni başladığında, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin o zamanki başkanı Joe Biden, Rusya’nın Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’ni birliğe kabulde NATO ile birlikte hareket edebileceğini savundu. Çizgiyi çekeceği yer Baltık devletleriydi.

ABD başkanı “Bence kısa vadede en büyük şaşkınlığın yaratacağı yer, Baltık ülkelerini şimdi kabul etmek olacaktır” demişti. Baltık devletleri ittifaka kabul edildi. 2002’de davet aldılar ve 2004’te tam üye oldular. Suslov. “Rusya nasıl tepki verdi? Yine hiçbir şey yapmadı. Sadece NATO Gürcistan ve Ukrayna’ya yayılmaya çalıştığında genişlemeye gerçekten karşı çıktı. Bu yüzden şu an bulunduğumuz yere geldik” diyor.

SIRADAKİ NE?

Gerçek açıkça değişti. Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerin mevcut dinamikleri, NATO’nun Rusya sınırlarına doğru ilerleme potansiyeli konusunda hiçbir belirsizliğe yer bırakmıyor.

Suslov’a göre bu, çağdaş uluslararası ilişkilerde gözlemlenen diğer eğilimlerle birlikte realistlerin konumunu güçlendirecek.

Suslov, “Bir kez daha, dünya üzerindeki güç dengelerindeki değişimlerin uluslararası sistemi şekillendiren en önemli faktör olduğunu görüyoruz. Çin çok güçlendi ve ABD onu kontrol altına almaya çalışıyor” diyor.

Suslov, ABD-Çin ilişkilerindeki mevcut modellerin “liberaller için kıyamet anlamına geldiğini ve realistler için çok şey vaat ettiğini” savunuyor: “Yakın gelecekte Batılı politikacıların kararlarını realistlerden gelen tavsiyelere göre almaya başlaması oldukça muhtemeldir. Öyleyse, realistler Avrupa’da devam eden çatışmaya çözüm olarak ne öneriyorlar?

Realistler, ABD’nin Ukrayna’nın jeopolitik kayıplarını ‘mevcut durum’ olarak tanıması, Kiev’e ölümcül silahlar vermeyi bırakması, hatta Zelenski’ye Moskova ile Ukrayna’nın bağımsız ama tarafsız kalacağı bir anlaşma imzalaması için baskı yapması gerektiğini savunuyorlar.” Suslov, ABD’nin iki önemli sorunu çözmesine yardımcı olacağını söylüyor. Öncelikle Washington, ABD için sakıncalı olan Rusya-Çin yakınlaşmasını durdurabilir. İkincisi, ABD-Rusya arasında doğrudan askeri çatışmayı önleyerek gerilimini azaltacaktır. Her halükarda, politikacıların sağduyusuna güvenmek için henüz çok erken. Bordachev’e göre “İnsanlık tarihinde bir kez bile politikacılar uzmanları dinlemedi. Ve bunun bugün değişebileceğine dair hiçbir ipucu yok.”

Russia Today’den çeviren: BirGün Çeviri Kolektifi

Günün Önemli Manşetleri

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Related Posts

Bir cevap yazın