22 Mayıs 2026 tarihinde Nature dergisinde yayımlanan uluslararası bir çalışmaya göre, bilim insanları, dünyanın en tehlikeli volkanlarından biri olan Yellowstone’un altındaki sismik hareketleri ve magma odalarını incelemek amacıyla “manyetotellürik” adı verilen gelişmiş elektromanyetik bir teknik kullanmışlardır. Bu yöntem, yer altındaki kayaların elektrik iletkenliğini ölçerek erimiş magmanın konumunu belirlemekte önemli bir rol oynamaktadır. Elde edilen veriler, kalderanın yüzeyinin 4 ila 15 kilometre derinliğinde büyük miktarda magma rezervinin bulunduğunu ortaya koyarken, bu kütlenin mevcut durumu itibarıyla büyük bir patlama riskinin olmadığını göstermektedir.
Jeologlar, yaygın inanışın aksine, Yellowstone’un altında tek bir devasa magma havuzunun bulunmadığını tespit etmiştir. Araştırma bulgularına göre, erimiş kayaçlar, volkanik havzanın genelinde dört ayrı bağımsız rezervuar arasında dağılmış durumdadır. Ayrıca, bu rezervuarların içindeki sıvı magma oranının, katılaşmış kristal yapılarla kıyaslandığında oldukça düşük seviyelerde olduğu belirlenmiştir. Uzmanlar, mevcut kimyasal ve fiziksel kıvamın, geniş çaplı bir volkanik patlamayı tetikleyecek basınç ve akışkanlığa sahip olmadığını bildirmiştir.
Araştırma ekibi, parkın altındaki sistemin kuzeydoğu bölümünün sismik açıdan daha aktif olduğunu tespit etmiştir. Elde edilen veriler, Yellowstone’un geçmişte yaşadığı en küçük kaldera oluşumlu patlamanın hacmine eşdeğer miktarda magmanın şu anda bu kuzeydoğu bölgesindeki en büyük rezervuarda biriktiğini göstermektedir. Son büyük patlamasını yaklaşık 70 bin yıl önce gerçekleştiren ve aktif gayzerler ile hidrotermal kaynaklar barındıran süper volkan, bu yapısal değişiklikler ve magma hareketliliği nedeniyle yakından izlenmeye devam edilmektedir.