Ponzi Mine Davası Mağduru: “Herkes Dekontuna Sahip Çıksın!”

Ponzi Mine davasına bir önceki içeriğimizde giriş yapmıştık, şimdi kaldığımız yerden devam edelim.

Takip edenler biliyor Ponzi Mine konusunu sevgili İpek Özbey’in SÖZCÜ TV’deki Nokta Atışı programında iki gece işledik. İşin hukuki ve mali boyutu ile alakalı uzmanlar görüşlerini dile getirdiler ve ortaya çıkan manzarayı en güzel özetleyen şey İpek Özbey’den geldi:

‘2023 çürüyüş yılımız oldu!’


Ben bu çürüme meselesinin sadece 2023’e değil de bir döneme ait olduğu görüşündeyim. Nasıl bir döneme? Para kazanmanın her şeyin önüne geçtiği, insanların kendilerini sahip oldukları maddi güç ile tanımlamaktan hiç çekinmedikleri, görgüsüzlük/saygısızlık olarak görülen birçok unsurun neredeyse vazgeçilmez sayıldığı ve de tam anlamıyla “ekmeğin aslanın ağzında” olduğu bir döneme.

 

Ponzi Mine dosyasına dönersek…

Öncelikle bu dosyanın bir araya gelmesinde benden önce çok emek vermiş bir ismin de adını anmak isterim: Seyhan Soylu. Kendisi bu konuda hep yayınlar yapmış hem mağdur isimlerle konuşmuş hem de savcılığa çok detaylı bir rapor sunmuş. Ben onun açtığı aralık kalan kapıdan bakarak olanı biteni hatırlatıyorum sizlere. Hatırlatıyorum dememin sebebi de şu: MİNE HANIM HÂLÂ TUTUKLANMIŞ DEĞİL. Yani 2014 senesinden beri yapmakta olduğu dolandırıcılık eyleminden ne yargılanmış ne de ceza almış durumda.

Bana ulaşan ve ismini kullanmama izin veren mağdurlardan biri Ali Sait Çolak. Kendisi bir mühendis ve iş insanı. Ama bana telefon ettiğinde ilk söylediği cümle ‘Merhaba Pelin Hanım ben PONZİ MİNE’nin 2017’deki ilk kurbanıyım’ oldu. Yani Mine Hanım 2019 senesinde ‘ünlü’lere karışmadan önce de işine devam etmiş. İddia odur ki 2017 ‘de İstanbul’da, 2018’de ise Ankara’da ikamet eden büyük iş adamlarını dolandırmış. Bu arada dosyalarda ismi geçtiği için Sayın Egemen Bağış’a ulaştım ve yazılı bir açıklama aldım. Olduğu gibi yayınlıyorum:

Şahsımla hiçbir ilgisi olmayan bir takım suç unsurları hakkındaki bazı haberlerde adıma bazı medya kuruluşlarınca yer verilmiş olmasını üzülerek takip ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin bağımsız yargı kurumları tüm yasa dışı girişimler karşısında gerekli müdahalede bulunmaktadır ve eminim bulunmaya devam edecektir. Adımı kullanmaya kalkışanlar ve kasıtlı bir şekilde itibar suikastına kalkışanlar hakkında da gerekli yasal işlemleri yapmak üzere Avukatım gerekenleri yapacaktır.

Biz gelelim Ali Sait Çolak’tan öğrendiğim detaylar doğrultusunda ortaya çıkan manzaraya.

– Dolandırıldığınızı anladığınız zaman sistemden neden çıkamıyorsunuz?

Çünkü önce tatlı dille ikna ediliyorsunuz ki Mine Hanım bu konuda ciddi bir uzmanmış duyduğuma göre, sonra da önce ‘çaktırmadan’ sonra da gayet aleni tehdit ediliyorsunuz. Mesela Ali Sait Bey yeraltı camiasından tanınan bir ismin kendisine tahsilata geldiğini çünkü Mine Hanım’ın bu kişiyi masum olduğuna inandırdığını anlattı. Gelen beyefendi ancak Çolak’ın ona sunduğu belgelerden sonra ikna olmuş. Yani yanlış bir kişiye tahsilata gönderildiğini fark etmiş. Ben bilmiyordum ama anladım ki bu yeraltı camiasında çok kötü bir duruma düşmek anlamına geliyor. Zira o beyefendi de Mine Hanım’a bu yaptığı için bir ‘ceza kesmiş’. Bunu da bana yollanan bir AVM’de çekilmiş Mine Hanım’ın darp edilme görüntülerinden anlıyoruz. 
Ali Çolak Bey günün sonunda parasını alabilmiş mi? derseniz tabii ki hayır. Zaten bu yüzden sesini duyurabilmek adına her mecrada yer almaya çalışıyor. Bu sabah bir televizyon kanalı benden iletişim numarasını istedi, öyle söyleyeyim.

– Kimlere parasını almış? Kimler almamış?

Burada yine ‘off-the record’ noktasına dokunduğumuzdan isim zikredemiyorum ama ‘ortamlarda konuşulan’ı iletebilirim. İddia odur ki cemiyet hayatından ve ünlülerin çok sık gittikleri, hem kışlık hem de yazlık mekanlarda işletmecilik yapan isimler paralarını almışlar. Bu diğer mağdurların fikri ‘bu kişilerin neden iddianamede yer almadığını anlamıyoruz’ diyorlar. Sonra yine sosyal medya influencerlarından birkaçı da yol yakınken bir şekilde bu sistemden çıkabilmiştir kanaatindeler. Hem iddianamede isimleri yok hem de tam bu zamana denk gelen dönemde yaptıkları yatırımlar, ortaklıklar dikkatlerini çekmiş. ‘Arayıp sordunuz mu? Konuyu konuştunuz mu?’ dediğimdeyse net bir cevap alamadım. Zaten bana sorarsanız da Mine hanımın en büyük avantajı da bu bahsettiğim ünlü-cemiyet grubundaki iletişimsizlik.

Sosyal medyada çok samimi şekilde gördüğümüz, birlikte eğlenen, şarkılar söyleyen bu ekip arasında açık iletişim olmadığı gün gibi aşikar. Kimse kimseye ‘Sen ne yaptın o işi? Paranı alabildin mi?’ ya da ‘Sen benden komisyon almışsın yahu olur mu?’ vs. dememiş. Mine Hanım’ın planı işlerken herkes üç maymunu oynamış sizin anlayacağınız. 
      Bir diğer ulaştığım isim ise bize yine Mine Hanım’ın neden bu kitleye yani çok zengin insanlara dadandığını ispatlayacak bir cevap verdi bana. ‘Aaaa Pelin Hanım o kadın hapiste değil miydi?’ yani belli ki giden miktarın peşini çoktan bırakmış. Bu arada sakın yanlış anlaşılmasın kimseyi yargılamak değil niyetim. Birinin 1000 TL’si diğer kişinin 300 bin TL’sine denk gelebilir. Bize çok görünen onların baktığı noktadan küçücük olabilir. Hayatın normal akışı bu.

– Yalnız mı çalışıyor yoksa bir ekibi mi var? Nedir bu dekont meselesi?

Bana sorarsanız dönem dönem farklı insanlarla birlikte yol alıyor. Kesinlikle sağlam bir hukuki danışmanlık söz konusu. Kendisi de kanunlara çok hakimdir eminim ama avukatların söylediklerine göre bu açıkları ancak bir avukat yardımı ile bulabilir. Zira Mine Hanım insanları dolandırıyor ve dolandırdığı kişileri suçlu duruma sokup onlara icra takibi yollayabiliyor. Yani hem paranızdan oluyor hem de borçlu çıkıyorsunuz ve bunu da hukuka uygun yapabiliyor. O sebeple yazının başlığı ‘DEKONTUNUZA SAHİP ÇIKIN’ çünkü anlaşılıyor ki banka dekontlarına düşülen ufacık bir not insanın hayatını alt üst etmek için yeterli.

– Motivasyonu ne?


Bence paraya ihtiyacı olduğu için bu iş yapmıyor. Belki öyle başlamış olabilir ama artık dürtüsel bir hal aldığını düşünüyorum. 2014’ten beri okuduğum iddianameler ve dinlediğim mağdur hikayelerinden çıkardığım bu. Bazen MARİA bazen de MİNE ismiyle dolandırıcılık yapıyor. Hatta Maria isimli bir İsrail kimliği bulunduğunu da iddia edilenler arasında. MİNE MARİA diye bir de Instagram hesabı var. Bu insana izlediğimiz polisiye dizi ve filmlerden yola çıkarak karşımızda ‘çoklu kişilik bölünmesi yaşayan biri mi var acaba?” da dedirtmiyor değil tabii. Bir de insan ayrımı yok. Yani çok zenginleri dolandırırken senelerdir birlikte çalıştığı, araba kiraladığı firmanın sahibini de dolandırıveriyor. Burada Talu çifti aklıma gelmedi değil. Hani çocuklarının bakıcısını bile dolandırıp kaçan ünlü “varböyletipler” çifti. Zaten ben de bir rotamı onlara doğru çizdim. Elinizde ne kadar belge, bilgi, detay var ise bana ulaşmanızı heyecanla bekliyorum.

– Şu an nerede?

Yurtdışına çıkması yasak. Erzincan, Kars, Malatya, İstanbul, Ankara… Buradan hangi nereye? Paranın en çok olduğu şehirlerden biri olsa gerek. Yaz mevsiminde mesela Muğla ya da Antalya belki Adana. Neden olmasın değil mi? Ama ‘şu an’ı sorarsanız ben İstanbul’dan ayrılmadığı kanaatindeyim. Şu an bir yerde bir işi var, bir düzeni var, hatta yeni bir erkek arkadaşı da olabilir. Bu haberlerin unutulmasını bekliyor. Seneler önce olmuş bir meseleyi ortaya atan Sinan Akçıl’a da biraz kızgın olsa gerek…

Instagram

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio 

Bir yanıt yazın